top of page

Ceviz ithalatında lider olan Türkiye, kendi kendine yeterli olabilir mi?

Ceviz Üreticileri Derneği tarafından Türkiye'de ilk kez düzenlenen Uluslararası Ceviz Konferansı'nda panelist olarak yer alan tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, konferans sonrası görüşlerini Dünya Gazetesi'nde kaleme aldı.


İki bölüm halinde yayınlanan Ceviz ithalatında lider olan Türkiye, kendi kendine yeterli olabilir mi? ve Ceviz yatırımı yaparken nelere dikkat edilmeli? başlıklı yazı serisinde ceviz sektörü ile ilgili güncel bilgiler paylaşan Ali Ekber Yıldırım'ın yazılarını bu sayfadan okuyabilirsiniz.



Ceviz ithalatında lider olan Türkiye, kendi kendine yeterli olabilir mi?

04 Ekim 2022 Salı


Geçen hafta İstanbul’da ceviz konusunda çok önemli bir toplantı yapıldı. Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD), Uluslararası 1. Ceviz Konferansı düzenledi. Yurt içinden ve dışından alanında uzmanların konuşmacı olarak katıldığı konferansta Türkiye’de ve dünyada cevizdeki son durum ele alındı.

Türkiye, cevizin gen merkezi. Aynı zamanda kişi başına en fazla ceviz tüketilen ülkelerin başında geliyor. Ancak, kendi üretimi yeterli olmadığı için dünyanın da en fazla ceviz ithal edilen ülkesi. Bu açıdan bakılınca ceviz üretmek çok karlı bir iş olarak görülebilir. Zaten öyle düşünen birçok girişimci, yatırımcı son yıllarda cevize yatırım yaptı. Ceviz Üreticileri Derneği de bu yatırımcıların kurduğu bir dernek.

Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD) Eş Başkanı Ömer Ergüder’e göre Türkiye’nin cevizde kendi kendine yeterli hale gelmesi için en az 20-30 bin hektar daha yatırım yapılması gerekiyor. Yatırım maliyetlerindeki artış, girdi fiyatlarındaki aşırı yükselme nedeniyle bu yatırımları yapmak kolay değil.


Doğru veriye ulaşmak zor

Cevizle ilgili üretim, tüketim ve dış ticaret verileri çok çelişkili. Doğru verilere ulaşmak kolay değil. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilerle özel sektörün verileri arasında çok büyük farklılıklar var. Bu çelişki, farklılıklar giderilmeden ceviz konusunda doğru karar almak ve uygulamak mümkün değil.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü’nün 2020-2021 verilerine göre; Türkiye’de 1418 hektar alanda 287 bin ton kabuklu ceviz üretiliyor. 2021 üretimi 325 bin ton ve 2022 üretimi ise 335 bin ton olarak tahmin ediliyor. Üretimde Mersin, Kahramanmaraş, Hakkari ve Bursa ilk sıralarda yer alıyor.



Bakanlığa göre yurtiçi ceviz kullanımı 346 bin ton. İthalat 2020-2021 sezonunda 100 bin ton, ihracat ise 34 bin ton. Türkiye’nin kendine yeterlilik oranı yüzde 80,8 olarak kabul ediliyor. Bakanlığın verilerine göre, son 10 yılda ceviz üretimi yüzde 56,5 oranında artarken, ceviz alanında ise yüzde 202,7 artış oldu. Ağaç başına verim yüzde 30,3 oranında azaldı. Kişi başına ceviz tüketimi yüzde 35 artışla 3,4 kiloya ulaştı.

CÜD ve özel sektör ise, Türkiye’de ticari olarak 40-50 bin ton ceviz üretildiğini, toplam 150 bin ton olan tüketimin en az üçte ikisinin ithalatla karşılandığına dikkat çekiyor.

Yapılan ceviz ithalatının yüzde 90’ı 4 ülkeden. En yüksek ithalat yüzde 40,2 ile Amerika’dan. Yüzde 20,6’sı Şili, yüzde 19,1’i Çin ve yüzde 9,7’si Özbekistan’dan gerçekleştiriliyor. Ceviz ihracatının ise yüzde 63’ü Irak, Azerbaycan ve Suriye’ye yapılıyor.


Ceviz yatırım alanı oldu

Son 15 yılda ceviz yetiştiriciliği “moda” halinde yayıldı. İthalatın ve tüketimin yüksek olması yatırımcıların, girişimcilerin cevize ilgisini artırdı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın fidan desteği, düşük faizli krediler, hazine arazilerinin, bozuk orman sahalarının tahsisi, kiraya verilmesi ceviz dikimini hızlandıran faktörler oldu. Bu dönemde Ege (Manisa, Denizli) Trakya, Marmara ve İç Anadolu’da çok büyük bahçeler kuruldu.

Tarımın her alanında yaşanan girdi fiyatlarının yüksek olması, verimlilik, pazarlama sorunları cevizde de var. Cevizde ilave olarak “bilgisizlik” sorunu da var. Yanlış yer seçimi, yanlış çeşit seçimi, sulama sorunları. Bu nedenle ağaç dikimi çok olsa da istenen sonuçlar alınamadı. Zeytinde olduğu gibi ağaç sayısı çok artsa da verim, üretim yeterince artmadı.


Destekler yetersiz, ithalat vergisi düşük

Ceviz üreticilerine yönelik destekler çok düşük. 2021 yılı verileri ile dekara 0,8 lira toprak analiz desteği, dekara 8 lira gübre ve 17 lira mazot desteği veriliyor. Bugün 1 litre mazot 24-25 lira.

Dışa bağımlılıktan kurtulmak için üretimin artırılması gerekiyor. Üretime ve üreticiye destek sağlanması ve korunması gerekir.

İthalatta son 10 yılda gümrük vergisi yüzde 40’lardan yüzde 4’e kadar düşürüldü. Sadece Amerika Birleşik Devletleri ile karşılıklı yaptırımlar nedeniyle gümrük vergisi ilave yüzde 10 uygulanıyor. Ayrıca kiloda 30 sent fon var. İthalatta alınan gümrük vergisi en azından hasat dönemi (Eylül-Ocak) yükseltilmeli ve üreticinin ürününü değerinde satması sağlanmalı.

Hasat dönemi limana ceviz getirirseniz üretici ürününü değerinde satamaz. Kaçak yollarla ülkeye ceviz girişi var. Bunun da önlenmesi gerekir.

Yerli cevizin öne çıkarılması gerekiyor. CÜD Eş Başkanları Ömer Ergüder ile Hakkı Akhan amaçlarının yerli cevizin önemine dikkat çekmek ve üreticilerin sorunlarına dikkat çekmek için bu konferansı düzenlediklerini söyledi.


Dünyada neler oluyor?

Sevgili meslektaşım İrfan Donat’ın yönettiği ve benim de konuşmacı olarak katıldığım “Dünyada ve Türkiye’de Ceviz Ekonomisi” panelinde İtalya’da faaliyet gösteren New Factor’ün CEO’su Alessandro Annibali dünyada cevizdeki son gelişmeler hakkında özetle şu bilgileri verdi: “ Dünyada bu yıl 2,8 milyon ton üretim bekleniyor. Çin, cevizde patlama yaptı. İki yıl öncesine kadar net ceviz ithalatçısıydı. Ama bu yıl 1,4 milyon ton ceviz üretiyor ve bunun 400 bin tonu ihraç edilecek. 2022-2023 sezonunda 1,5 milyon ton üretim olacağı tahmin ediliyor. Çin, Kaliforniya cevizinin pazarından pay alacak. Amerika Birleşik Devletleri 1970’lerden bu yana üretim lideriydi ama bunu Çin’e kaptırdı. Şili ise yine çok önemli bir oyuncu. Çünkü yazın üretim yapıyor. Şili bu yıl üretimini 170 bin tona çıkaracak. Geçen yıla göre yüzde 4 daha fazla. 200 bin tona doğru yol alıyorlar. Burada en dikkat çekici olan Çin. Çin net ceviz ithalatçısıydı. Yılda 1 milyon ton ceviz tüketiyorlardı. 2018 yılına kadar tükettiklerinden daha az üretiyorlardı ve ithalat yapıyorlardı. Ama 2020’den itibaren ihracat yapmaya başladılar ve bu yıl daha fazla ihracat yapacaklar.”


Cevizde sorunlar ve yeni trendler

Yaşanan sorunlar ve son trendler hakkında da bilgi veren Annibali, kabuksuz, iç ceviz tüketiminde büyük bir azalış olduğunu, kabuklu cevizde ise tüketimin arttığını söyledi. Cevizin raf ömrünün bademe göre daha kısa olduğunu ve 12 aydan fazla bekleyince lezzet ve kaliteyi tutturmanın çok zor olduğunu vurgulayan Annibali, cevizin diğer yemişler gibi lüks bir ürün olarak görüldüğünü belirtti.

Üretim boyutunda iklim krizinin çok etkili olduğunu, çok su isteyen cevizin su sorunu olduğunda kalite ve üretim, verimlilik sorunları yaşandığını belirterek:” Pandemi döneminde ve sonrasında taşıma, navlun sorunları öne çıktı. Mevzuatla ilgili zorluklar, pestisitler, herbisitlerle ilgili yeni kararlar alınıyor. Çok sıkılaştırılıyor ve ceviz üretimi daha zora giriyor. Ukrayna’daki savaşın etkileri var” dedi.

Özetle, ceviz ülke ekonomisi için çok önemli bir ürün haline geldi. Dünyanın en çok ceviz tüketen, en çok ceviz ithal eden ülkesi olan Türkiye kendi kendine yeterlilik için 100 bin ton civarında bir üretim gerçekleştirmesi gerekiyor. İklim krizi ceviz üreticileri için en önemli sorun olarak görülüyor. Türkiye’nin yerel çeşitleri ıslah edilerek değerlendirilebilir. Cevizde 5 yıl değil,15-20 yıllık planlar yapılmalı. Rekabet için verimliliği ve katma değeri yüksek çeşitlerle üretim yapılmalı.“Kendine yeterlilik” politikası ile önemli mesafe alınabilir.


Türkiye İş Bankası’ndan ceviz üreticilerine destek

Ceviz Üreticileri Derneği’nin düzenlediği Uluslararası Ceviz Konferansı’nın ana sponsoru Türkiye İş Bankası oldu. Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdürü Kerem Akıner konferansın açılışında yaptığı konuşmada özetle şu konulara dikkat çekti: “ Türkiye bir tarım ülkesidir. Ne yazık ki son 10 yıllarda bunu söylemekte biraz çekindik. Bunun nedenleri vardır. Yaklaşık 3.5 trilyon dolar olarak kabul edilen global tarım pazarında Türkiye, yüzde 1.4 pay alan, bu büyüklükle de dünyada 10.sırada yer alan bir tarım ekonomisi. Ekilebilir arazi büyüklüğünde ise 15.sırada.”


Türkiye’de konuşmalarda göz ardı edilse de ülkemizdeki birçok büyük kuruluşun ilk sermaye birikiminin aslında tarımdan geldiğini belirten Akıner: “İkinci üçüncü gelirleri de tarım sektörü kaynaklıdır. Aslına bakarsanız kuruluş yıllarına dönersek Cumhuriyetin ilk yıllarına. Türkiye’nin gelişiminin altındaki ilk sermaye birikimin kaynağı da tarım sektörüdür. Türkiye’de kurulan ilk sanayi kuruluşlarının da un fabrikaları, şeker fabrikaları olması da bize bu gerçeği gösteriyor. Coğrafyamız da büyük avantaj sağlıyor bize. Türkiye, gerçekten cennet vatan. Türkiye hem verimli toprakları hem de 4 mevsim yaşanan iklimi ile pek çok ürün için bu potansiyeli taşıyan ülke. Pek çok ürün üretiminde ilk sıradayız. Cevizde kendi kendimize yetememekle birlikte 4.sıradayız. Ama ne yazık ki en çok ithalat yapan ülke konumundayız ve ihracatımızda binlerle ifade edilecek düzeyde.”dedi.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “iktisadi bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık olmaz” diyerek milli sermaye ile kurduğu İş Bankası’nın kurulduğu ilk günden bu yana ekonominin her sektörüne tamamen bu vizyonla hizmet verdiğini hatırlatan Akıner: “Tarım da öncelikli sektörlerimiz arasında. Tarım sektöründe de aynı kuruluş felsefemize uygun olarak toplamda tarım sektörünün gelişmesi güçlenmesi dünya üzerinde rekabetimizin artması ülkemize, tüketicilere yarattığı faydayı artırmak için çalışıyoruz. Üreticinin gelirlerini artıracak ve sürdürülebilir üretimi sağlamamız gerekiyor. Bunun için de verimliliği artırmamız gerekiyor. Verimliliği artırmak için bir tedavimiz de var. Bunun adına teknoloji diyoruz. Teknoloji denildiğinde aklımıza sadece yapay zekalar, robotlar geliyor. Tarımda teknoloji denilince modern teknikleri de dahil ederek mesela basınçlı sulama yöntemlerini de dahil ederek daha geniş bir şekilde ele almalıyız. Teknolojiyi kullanarak tarımda yeni bir hikaye yazabiliriz. Bu anlamda tarım teknoloji ve finansmanı birlikte ele alarak bu yolla maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin artırılması ve çiftçilerin gelirlerinin artırılması ile tüm sektöre katkıda bulunmayı hedefliyoruz” değerlendirmesini yaptı.




Ceviz yatırımı yaparken nelere dikkat edilmeli?

05 Ekim 2022 Çarşamba


Ceviz Üreticileri Derneği’nin 29 Eylül’de İstanbul’da düzenlediği Uluslararası 1. Ceviz Konferansı’nda konuşulanların bir bölümünü dün yazmıştım. Ceviz konusunda yatırım yapmak isteyen çok kişi var. Genellikle şu soru soruluyor; “ceviz yatırımı yaparken nelere dikkat edilmeli?”

Bu soruya yanıt olacak bilgilerin bir bölümü dünkü yazıda vardı. Bu konuda yatırım yapanların karşılaştığı güçlükler, yaşanan deneyimler var. Yatırımcılar genellikle başarılı projeleri örnek alarak işe girişirler. Benim önerim mutlaka başarısızlıkla sonuçlanmış bir projeyi yatırımcısından dinlemek de çok yararlı olacaktır.

Birçok üreticinin, yatırımcının ilham veren ve aynı zamanda yanlışlar, hatalar, pişmanlıklar içeren öyküleri olduğunu biliyoruz. Bunlardan ders alarak yatırım yapma veya yapmama kararı vermek çok daha doğru bir yöntem olacaktır.


Cevizde karlılık için en az 1000 dönüm gerekli

Türkiye’nin en köklü tohum şirketlerinden May Tohum, ceviz konusunda da yatırım yapan ilk kuruluşlardan birisi. May Ceviz Yönetim Kurulu Eş Başkanı Yusuf Yormazoğlu ceviz işine önce hobi gibi başladıklarını ancak hobi olarak yapılmayacak kadar ciddi yatırım isteyen bir alan olduğunu belirterek özetle şu bilgileri verdi: “ Bizim esas işimiz tohum. Tohum ıslahı, üretimi. Yurt içinde ve dışında geliştirilmesi. Bursa Yenişehir’de sözleşmeli üretim yaparken yaklaşık 16-17 yıl önce bir hobi olarak cevize başladık. Deneyip görelim nasıl olacak dedik. Biraz daha inceleyince Türkiye’de ceviz konusunda ciddi bir açık olduğunu gördük. Yurt dışında inceleyince o dönemde Kaliforniya ve Şili’yi dolaştık. Nasıl yapılıyor? Hangi çeşitler tercih ediliyor?

Orada gördük ki ceviz öyle dağda taşta yapılan iş değil tam tersine en verimli arazilerde ovada yapılırsa maksimum verimi elde etmek mümkün.



Sonra yurt dışından Chandler (Amerikan ceviz çeşidi) fidanı getirttik. En iyi geliştirilmiş çeşit olarak Chandler vardı. Bu işi ciddi olarak ele aldık. Cevizde ölçek ekonomisi çok çok önemli. Bugün para kazanmak için bu işi yapacaksanız 1000 dekardan yani 100 hektardan daha düşük bir alanda olmamalı.

Neden? Cevizi diktiniz 5 yıl sonra hasadı başlar. Hasadı mekanik olarak yapmanız gerekiyor. Ceviz elle toplanan şeftali, elma gibi bir ürün değil. Mutlaka makine ile toplamanız bunun için de makine yatırımı yapmanız lazım. Bu nedenle en az 1000 dönüm olması gerekir. Aksi taktirde amortisman maliyetiniz o kadar yüksek olur ki, birim maliyetiniz artacak ve ekonomik olmayacaktır.”


Arazi maliyetleri çok yüksek

Dünyada birim maliyeti en yüksek arazinin Türkiye’de olduğunu iddia eden Yusuf Yormazoğlu, yatırım süreci hakkında şunları söyledi: “Türkiye’de maalesef arazi maliyetleri çok çok yüksek. Belki birçok insan bunu bilmiyor. Dünyada birim maliyeti en yüksek arazi Türkiye’de. Şu anda Bursa Yenişehir Ovası’nda 1 dekar yerin alım fiyatı 120 bin lira. Yani 1000 dekar bir alan aldığınızda sadece 120 milyon lira arazi parası veriyorsunuz. Bunu aldınız yetmiyor. Yaklaşık 9-10 milyon lira sulama yatırımı yapmanız gerekiyor. Traktör, ilaçlama makinesi alacaksınız bunlar için de nereden baksanız 6 milyon lira ödeyeceksiniz. Cevizi diktikten sonra 5. yılda hasat makinesi, kurutma ve işleme makineleri alacaksınız. Bunun için de neresinden baksanız bir 40 milyon lira yatırmanız lazım. Toplamda 1000 dekar bir ceviz yatırımı için 180 milyon lira sermaye yatırımı yapmanız gerekiyor.

Şöyle bir yanılgı var. Yatırımcılar ucuz olsun diye genelde gidip marjinal arazilerde yani verimsiz, dağ, tepe, mekanik hasat yapılamayacak, toprağın kalitesinin iyi olmadığı, çok ucuza, ormandan bozma 50 yıl kiralama ile veya bedava diye gidip yatırım yaptılar. Sonra bundan pişman oldular. Çünkü şöyle bir gerçek var. Bir dekar alanda 400 ve altı verim aldığınızda yer kendinizin olsa bile yani yere para vermeseniz bile hiçbir zaman kara geçemiyorsunuz. Sürekli zarar ediyorsunuz. Kara geçmeniz 425 kilo oluyor. Ama 425 kilo ile 18-19 yılda yatırımınızı amorti ediyor bugünkü fiyatlarla. Bu rakam 600 kiloya çıktığında, bu arada bu 7. yaş ve sonrası içindir. Yeri satın aldıysanız 12. yılda amorti ediyor. Her şey yolunda giderse, dolu, don gibi başınıza iklim sorunları gelmezse ve yer kendinizinse 600 kilo aldığınızda yaklaşık 9 yılda yatırım kendini amorti eder. Çok ciddi bir yatırım, 500 kilonun altında alıyorsanız şu an yapılabilecek bir iş değil. Bugünkü fiyatlarla. Birkaç yıl önce belki kurtarıyordu ama bugün kurtarmaz.”


Sürdürülebilir üretim için kimyasal kullanımı azaltılmalı

Türkiye’nin cevizde net ithalatçı olması ve büyük bir tüketim pazarı olması yatırımcıların ceviz işine girmelerindeki en önemli nedenlerden birisi. Zeynep-Ömer Ergüder’in Manisa Köprübaşı’nda Erba Tarım olarak yaptıkları ceviz yatırımı da bu nedenlere dayalı olarak yapıldı. Tekstil sektöründe 40 yılı aşkın süre çalıştıktan sonra dingin bir yaşam için 12 yıl önce cevize yatırım yaptıklarını anlatan Zeynep Ergüder’in anlattıkları ve deneyimleri ise özetle şöyle:

“Aradan geçen 12 yılda yani 12 yetiştiricilik sezonu yaşadıktan sonra çok önemli tecrübeler edindiğimizi hissediyorum. Bunların başında da ceviz yatırımının, tarımın aslında hayal ettiğiniz gibi sakin akışlı, stresten uzak bir iş olmadığını gördük. Ceviz yatırımı ve tarımın hemen her alanı çok çeşitli riskler barındırıyor. Ama ceviz yatırımı 25 yıllık bir perspektifle ele alınması gerekiyor. Bunun ilk 8 yılı yatırım, devamında üretim süreçleri olduğunu düşünecek olursak dünyadaki gelişmelerin, jeopolitik durumların, ticaret üzerindeki dengelerin, Türkiye’de bir türlü oturtulamayan uzun vadeli tarım politikalarının ve her sene karşılaştığımız değişikliklerin, her geçen gün etkilerini daha derinden hissettiğimiz iklim krizinin yatırımcının uzun vadeli planlarında çok büyük oynamalar yarattığını da hepimiz yaşayarak öğrendik.


Beklenmedik olaylar her an yaşanabilir

Hepimiz 11 ay çok çalışıp 12. ay olan hasadı bekliyoruz. Bu dönem zarfında herkes elinden geldiği kadar bitki besleme, sulama işlemi, hasat gibi konularda kendi çapımızda elimizden gelenin en iyisini yapıp en iyi fiyatı almayı hedefleyerek ürünümüzü müşterinin önüne koyuyoruz. Ama bazı seneler beklenmedik bir don, dolu, tarım ilacının ağaçlarda yarattığı zehirlenme, ani bir sıcaklık çiçeklenme döneminde çiçeklerin dökülmesi tutmaması, daha siz sezonu bitirmeden o sezon aslında beklediğiniz verim alamayacağınızın bir habercisi oluyor. Bu konuda çok üzücü örnekleri hem biz yaşadık hem çevremizde bunu sıklıkla gördük. Çok büyük verim kayıpları, bu noktada yaşadığınız kaybın maddi manevi üzüntüsüyle hani bu işe devam edebilmeyi çok zor sorgulayabilir olduk. Hepimiz bir başka sezona diyerek yola devam ediyoruz.


Yüksek verim için yüksek kimyasal kullanımı şart mı?

Bu sorunların birkaç tanesini aynı sene içinde yaşayınca ben isyan ederek kendi kendime tarımı ve üretimi bu kadar büyük giderlerle yapmama konusunda kafa yormaya başladım. Biliyorsunuz bize öğretilen yüksek verim için yüksek kimyasal gübre ve ilaç kullanımı gerekiyor. Yüksek kimyasal kullanımı hızlı verime ulaşmak için bunlar işin olmazsa olmazları deniliyor. Benim bildiğim kadarıyla da hepimizin en büyük gideri aslında bu kimyasallardan oluşuyor. Bizimki gibi çok geçirgen topraklarda aslında kullanılan kimyasal gübrenin önemli bir kısmı yer altı sularına karışıyor. Gübre hammaddesi ile ilgili de çok ciddi sıkıntılar var. Bundan dolayı fiyatlarda astronomik yükselişler yaşanıyor. Ama hepiniz ister istemez yapmak zorunda hissediyorsunuz. Aslında bu bir çark. Her sene tekrar başladınız işte hasat sonrası kış gübrelemesi sonra baharda gübreleme, ilaç programları vs. bu çarkın içinde gidiyoruz. Ama topraklarımızı da kaybediyoruz. Topraklarda organik madde oranı çok düşük. Sürdürülebilir üretim için toprağı, yeraltı sularını,çevreyi koruyacak bir üretim modelini benimsememiz gerekiyor.”

Özetle cevize yatırım yapmak isteyenler bugünün değil geleceğin koşullarını dikkate alarak bu işe girip girmemeye karar vermeliler. İmece Mobil’den Murat Civelek’in söylediği gibi aslında çok sorun var. Ama bu sorunları teknoloji desteği ile çözmek de mümkün.


Sahte ceviz uzmanlarına ve iklim krizine dikkat

Uluslararası Ceviz Konferansı’nın ana gündem konularından birisi de iklim kriziydi. Saygıdeğer ustam Sadullah Usumi’nin sevgili kızı Dilek Bil ve meslektaşımız Umut Özdil’in yönettiği iki ayrı panelde iklim krizinin ceviz sektörüne etkileri konuşuldu. Buğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gökhan Özertan kapsamlı bir konuşma yaptı.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sütyemez iklimde hem değişiklik hem de kayma olduğunu belirterek cevizde çiçeklenme ile ilgili olarak döllenmede bazı sıkıntılar olabileceğini söyledi. Sert erken sonbahar soğukları, don felaketleriyle karşı karşıya kalınabileceğini anlatan Sütyemez: “ Kış soğukları ile bitki ölümleri yaşanabilir. Hastalık ve zararlılarda artış olabilir. Güneş yanıklığı önümüzdeki yıllarda en büyük tehdit olarak görünüyor.”dedi

Mehmet Sütyemez hocamız sektörün en önemli sorunlarından biri olan yanlış, kirli bilgi yayan sözde ceviz uzmanları ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülkemizde iki makale okuyan, bir film izleyen hemen ceviz uzmanı, ceviz danışmanı olarak ortaya çıkmaya başladı. Televizyonlarda,sosyal medyada çok sık görüyoruz. Belki insanlara doğrudan zarar vermiyor görünüyor ama ülkenin cevizdeki moralini bozuyor. Bununla ilgili maalesef ço

k ciddi geri dönüşler var. Bu da cevizciliği tehdit eden önemli unsurlardan birisi. Ben profesör olarak bazı konularda danışmanlık, bilgi verirken tedirgin oluyorum. Çok dikkatli davranıyorum. Ama insanlar bizim söylemlerimizi alıp televizyonlarda, internette videolar koyup paylaşıyorlar. Bunlar da cevizciliğimizi tehdit eden önemli unsurlardan birisi. Örneğin Altay cevizi genotip bile diyemiyorum, çöğür olarak yıllardır satılıyor. Altay, Himalaya dağlarında yetiştirilmiştir, verim değeri budur deniliyor. Türkiye’de ıslah alanı bitmiş gibi en düşük yeri 3 bin metre olan Himalayalar’da yetiştiği iddia ediliyor. Yıllarca milyonlarca çöğür şeklinde Türkiye’ye yayıldı. Bununla ilgili çok olumsuz veriler geliyor. Yine internet ortamında fizibilite raporlarını görürsünüz. İşte 4 yaşında 40 kilo ceviz verir, 8 yaşında 150 kilo ceviz verir deniliyor. Yani 8 yaşındaki cevizi köküyle, toprağı ile dalı budağı ile tartsanız 150 kilo gelmez. Maalesef bu insanları çok olumsuz etkiledi. Yanlışı insanların zihninden kazımak çok daha zor.”

68 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires


bottom of page